top of page

Nafaka Türleri Nelerdir? Nasıl Hesaplanır? 2026

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Şeyma Kenanoğlu
    Av. Şeyma Kenanoğlu
  • 2 Şub
  • 6 dakikada okunur

Nafaka, kanunlarda öngörülen koşulların sağlanması halinde bir kişinin (nafaka yükümlüsü) diğer bir kişiye (nafaka alacaklısı), hayatını idame ettirmesi için ödediği parasal katkıya denir. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen dört çeşit nafaka vardır. Bunlardan üçü (tedbir, yoksulluk, iştirak) boşanma davası ile ilişkili iken, bir tanesi ise akrabalık bağlarından kaynaklanmaktadır. 


Bu yazımızda münhasıran boşanma davasının fer’i alacağı niteliğinde olan tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasını ele alıp, bu konuda en çok sorulan soruları yanıtlayacağız.


Nafaka Türleri Nelerdir? Hasıl Hesaplanır? 2026

Nafaka Türleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen dört çeşit nafaka vardır:

  1. Tedbir Nafakası (m.169/ m.197)

  2. Yoksulluk Nafakası (m.175)

  3. İştirak Nafakası (m.182)

  4. Yardım Nafakası (m.364)


Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası boşanmaya bağlı fer’i (yardımcı) nitelikte alacaklardır ve boşanma davası içerisinde talep edilebilirler. Yahut boşanma davası sonuçlandıktan sonra ayrı bir nafaka davası da açılabilir. Ancak boşanma davası sırasında nafaka talep edilmiş ve talep reddedilmişse, artık ayrı bir nafaka davası açılamaz.


Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Dolayısıyla yoksulluk nafakası talep etmek için açılacak dava, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde açılmalıdır.


İştirak nafakasında ise çocuğun üstün yararı söz konusu olduğundan, kamu düzenine ilişkin sayılır ve herhangi bir zamanaşımı, hak düşürücü süre olmaksızın, çocuk ergin olana kadar her zaman açılabilir.


Yaygın kanaatin aksine, nafakaya yalnızca kadınlar lehine hükmedilmez. İhtiyaç halinde erkek de nafaka talep edebilir.


Tedbir nafakası (m.169), boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşin ve müşterek çocukların geçimi için mahkemece re’sen veya talep üzerine hükmedilen parasal katkıdır. Boşanma davası veya ayrılık kesinleştiğinde bu nafaka da sona erer. 


[Madde 197- Boşanma olmaksızın tedbir nafakası talebi: “Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır…”]


Yoksulluk nafakası, boşanma neticesinde eşlerden birinin yoksulluğa düşecek olması halinde diğer eşten talep ettiği parasal katkıdır. Hakimin yoksulluk nafakasına hükmetmesi, yoksulluğa düşecek eşin mahkemeden talepte bulunmasına bağlıdır. Yoksa hakim re’sen yoksulluk nafakasına hükmedemez.


İştirak nafakası, müşterek çocukların velayetini almayan ebeveynin, çocukların bakımı ve eğitimi için ödemek zorunda olduğu parasal katkıdır. İştirak nafakası çocuğun üstün yararını korumaya yönelik olduğu için talep olmasa bile mahkemece re’sen karar verilir.


Yardım nafakası ise, boşanma ile ilgili olmayıp akrabaları gözetme yükümlülüğünden doğar. Buna göre bir kişi, yardım edilmediği halde yoksulluğa düşecek ise, altsoyu, üstsoyu veya kardeşlerinden nafaka talep edebilir.


[Kendisine iştirak nafakası bağlanan ancak ergin olduğu için nafakası sona eren çocuk, üniversite eğitimine devam ediyorsa, ebeveynine dava açarak yardım nafakası talep edebilir.]


Nafaka Miktarı Neye Göre Hesaplanır?


Mevzuatımızda nafaka miktarını belirleyen somut bir düzenleme olmadığından, nafaka miktarı hakkaniyet ilkesi çerçevesinde hakimin takdir yetkisi ile belirlenir. Hakim takdir yetkisini kullanırken tarafların sosyo-ekonomik durumlarını araştırır; Emniyet Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu, Tapu Müdürlüğü, bankalar vb. kurumlardan edindiği bilgilere dayanır. Bu nedenle her davada farklı nafaka miktarları söz konusu olur.


Buna göre nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların sosyo-ekonomik durumu, sağlık durumu, mal varlığı, yaşı, eğitim seviyesi, çalışma kapasitesi vb. hususlar dikkate alınır. Ancak uygulamada verilen mahkeme kararlarına bakıldığında, genellikle nafaka yükümlüsünün gelirinin %15’i ila %30’u arasında bir nafaka tutarı belirlendiği görülmektedir.


Eşlerin ve varsa müşterek çocukların evlilik birliği süresince mevcut olan yaşam standartları, özellikle tedbir nafakası ile iştirak nafakası miktarlarının belirlenmesinde belirleyici rol oynar. Ancak yoksulluk nafakası açısından aynı durum söz konusu değildir. Zira yoksulluk nafakasının esas amacı ve kapsamı, nafaka alacaklısının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmekten korunması ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.


Eğer kişinin temel ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilecek geliri varsa, nafaka talebi kabul edilmez.


Mahkeme, talep edilmesi halinde, nafakanın sonraki yıllarda hangi oranda artacağını da belirleyebilir. Şayet boşanma davası sırasında nafaka artış oranı belirlenmezse, daha sonra nafakanın artırılmasına ilişkin müstakil bir dava açılabilir. Yargıtay’ın içtihatları nafaka miktarının ÜFE oranında artacağı yönündedir.


Kusurlu Eş Nafaka Alabilir Mi?


Boşanma davası sürecinde ödenen tedbir nafakasında kusur durumu dikkate alınmaz. Dolayısıyla kusurlu eş de, ihtiyacını kanıtlamak şartıyla, dava devam ederken tedbir nafakası alabilir.


Ancak boşanma davası bittikten sonra ödenen yoksulluk nafakasında tarafların kusur durumu dikkate alınır. Nafaka talep eden eş, boşanmada diğer eşe göre daha az kusurlu ya da kusursuz olmalıdır. Eşler boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu sayılırlarsa, bu durumda da nafaka talep edilebilir. Ancak daha ağır kusurlu eş, yoksulluk nafakası alamaz. Buna karşılık kendisinden nafaka talep edilen eş ağır kusurlu ise nafaka miktarı daha yüksek belirlenebilir.


Sonuç olarak boşanmada daha kusurlu olan eş, dava süresince tedbir nafakası alabilir ancak boşanmadan sonra yoksulluk nafakası alamaz.


Nafaka Süresiz Midir? 


Nafaka, süresiz veya süreli olmak üzere iki şekilde belirlenebilmektedir. Her ne kadar toplum genelinde nafakanın sadece “süresiz” olduğu yönünde yanlış kanaat oluşmuşsa da, Medeni Kanun’un 176.maddesi nafakanın süreli olarak belirlenmesine imkan tanımaktadır.


Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlenen 175.maddesinde “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” denilmektedir. Buna göre yoksulluk nafakası için bir süre kısıtlaması getirilmemiş, ihtiyaç devam ettiği sürece nafakanın da devam edeceği öngörülmüştür.


Öte yandan nafakanın ödenme şeklinin düzenlendiği 176.maddede ise “Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.” denilmektedir. Bu madde ise nafakanın toptan-dolayısıyla belli bir süreyle sınırlı- ödenmesinin de mümkün olduğunu göstermektedir.


Özellikle son yıllarda süresiz nafakanın doğurduğu olumsuz sonuçlar çokça tartışma konusu olmuştur. Bu nedenle güncel mahkeme kararlarında özellikle kısa süren evlilikler için belirli süreyle sınırlı olarak süreli nafakaya hükmetme eğilimi artmıştır. Yargıtay’ın da bu yönde kararları vardır.


Nafaka Hangi Durumlarda Sona Erer?


Nafakanın kendiliğinden sona erdiği haller olduğu gibi, mahkeme kararı ile de sona erdiği durumlar da vardır. 


Tedbir Nafakası, boşanma davası kesinleştiğinde kendiliğinden sona erer. Ancak -şartları varsa ve talep edilmişse- boşanmadan sonra yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasına dönüşür. İştirak nafakası, müşterek çocuğun ergin olması (evlenmesi veya 18 yaşını tamamlaması) ile birlikte kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısının evlenmesi halinde veya taraflardan birinin ölümü halinde de nafaka kendiliğinden sona erer.


Nafaka kendiliğinden sona erdiği halde yine de icra takibi yapılmışsa, durumun bir dilekçe ile takibin yapıldığı icra müdürlüğüne bildirilmesi yeterlidir. Ancak nafaka sona erdiği halde yine de ödeme yapılmışsa, ödenen fazla nafakanın sebepsiz zenginleşme davası açılarak geri alınması mümkündür.


Öte yandan alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. 


Nafakanın Azaltılması Veya Artırılması Mümkün Müdür?


Yoksulluğun ortadan kalkması halinde nafakanın kaldırılmasına ilişkin dava açılabilir. Ancak yoksulluk tamamen ortadan kalkmadığı halde nafaka alacaklısının maddi durumunda dikkate değer ve süreklilik arz eden bir iyileşme söz konusu olursa, nafaka yükümlüsü mahkemeye başvurarak nafakanın azaltılması davası açabilir.


Aynı şekilde nafaka alacaklısının maddi durumunun daha da kötüleşmesi, ihtiyaçlarının artması veya nafaka yükümlüsünün maddi durumunda ciddi ve sürekli bir iyileşme olması halinde nafakanın artırılması davası açılabilir.


Öte yandan nafaka yükümlüsünün maddi durumunun kötüleşmesi yahut çeşitli sebeplerle giderlerinde dikkate değer bir artış yaşanması halinde de nafakanın hakkaniyete uygun şekilde azaltılması için dava açılabilir. Örneğin nafaka yükümlüsü tekrar evlenmişse veya başka bir çocuğu olmuşsa giderlerinde dikkate değer bir artış olduğu kabul edilir. 


Nafaka Ödenmezse Ne Olur?


Mahkeme kararı ile hükme bağlanmış nafakanın ödenmemesi halinde, nafaka alacaklısı icra takibi başlatır ve borçluya ödeme emri gönderilir. [İştirak ve yoksulluk nafakası için ilamlı icra takibi, tedbir nafakası için ise ilamsız icra takibi başlatılır.] Ödeme emrini alan nafaka yükümlüsü yine de borcunu ödemezse, borçluya ait maaş haczi, taşınır veya taşınmazların haczi ve paraya çevrilmesi, banka hesaplarındaki paranın haczi vb. yollarla nafaka alacağı tahsil edilir. 


Ancak icra takibi yoluyla da nafaka tahsil edilemezse nafaka alacaklısı İcra ve İflas Kanunu’nun 344.maddesine dayanarak icra mahkemesinde  nafaka yükümlüsüne karşı şikayet davası açar. Bu dava neticesinde borcunu ödemeyen nafaka yükümlüsüne 3 aya kadar tazyik hapsi verilir. Bu süreçte borcunu öderse derhal tahliye edilir. Tazyik hapsi güncel (son üç aylık) nafaka borçları için uygulanır. Yoksa birikmiş nafaka borçları için tazyik hapsine hükmedilmez.


İİK m. 347’ye göre şikayet hakkı, fiilin öğrenilmesinden itibaren 3 ay, her hâlükârda fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde kullanılmalıdır. Bu süreler geçtikten sonra şikayet hakkı düşer.  He halükârda birikmiş nafaka alacağı 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 


Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Nasıl Belirlenir?


Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. Ancak bu miktarın geçerli olabilmesi için mahkemece onaylanması gerekir. Taraflardan birinin mağduriyetine sebep olacak şekilde çok düşük veya çok yüksek bir tutar belirlenmişse, hakim müdahale ederek hakkaniyete uygun başka bir tutar belirleyebilir.


Eğer protokolde yoksulluk nafakasına ilişkin bir düzenleme yapılmamış ve anlaşmalı boşanma sağlanmışsa, artık boşanma davasından sonra ayrıca nafaka davası açılamaz. 


İştirak nafakası ise çocuğun üstün yararına ilişkin olduğundan, taraflar talep etmese bile mahkemece hakkaniyete uygun bir nafaka belirlenmelidir. Eğer anlaşmalı boşanma protokolünde iştirak nafakası belirlenmez ise daha sonra müstakil bir nafaka davası açılarak talep edilebilir. 


Anlaşma protokolünde tüm nafaka taleplerinden feragat edildiğine ilişkin bir madde eklenmiş olsa bile bu feragat yalnızca yoksulluk nafakası için geçerli olur. Tarafların, müşterek çocuğun üstün yararına ilişkin olan iştirak nafakasından feragat etmeleri mümkün değildir.


Nafaka Davalarında Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?


Boşanma davaları ve nafaka davalarında kural olarak avukat ile temsil edilme zorunluluğu yoktur. Dolayısıyla bireyler dava süreçlerini kendileri yürütebilirler. Ancak hem boşanma davaları hem de nafaka davaları ciddi hukuki bilgi ve tecrübe gerektiren oldukça karmaşık davalardır. 


Yeterli hukuki bilgi ve tecrübeye sahip olmayan bireylerin dava açma ve yürütme süreçlerinde hata yapmaları ve bu nedenle ciddi maddi kayıp yaşamaları kaçınılmazdır. Bu nedenle dava sürecinin olabildiğince hızlı, hatasız ve az masrafla yürütülebilmesi için bir avukat ile çalışılması tavsiye edilir.


UYARI! Sitemizde yer alan hukuki yazılar tamamen bilgilendirme amacına yönelik olup, yazılara konu olan mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar zaman içerisinde güncelliğini yitirebilir. Bu nedenle hukuki işlemlere girişilmeden önce mutlaka bir avukat ile birebir görüşülüp hukuki yardım alınması tavsiye edilir.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

İLETİŞİM

0546 230 32 99

Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar, Türkiye Barolar Birliğinin meslek kuralları ve yürürlükteki Avukatlık Kanunu uyarınca sadece bilgilendirme amaçlıdır. Reklam amacı taşımaz. Ziyaretçiler ve müvekkillerin, sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.

bottom of page